Right and wrong
Doğru ve yanlış
By the end you can
- Discuss a moral dilemma
- Justify a decision
- Understand an argument about what is right
Words and phrases
| Turkish | Meaning | Example |
|---|---|---|
| vicdan | conscience | Vicdanım buna izin vermez. |
| ahlaki ikilem | a moral dilemma | Bu gerçek bir ahlaki ikilem. |
| sence doğru olan ne? | what do you think is the right thing? | Sence doğru olan ne? Parayı polise mi götürelim? |
| sahibine ulaştırmak | get it back to its owner | Cüzdanı sahibine ulaştırmak zorundayız. |
| haklı çıkarmak | justify | Hiçbir şey yalan söylemeyi haklı çıkarmaz. |
| kul hakkı | what you owe another person (a strong moral idea: never take what isn't yours) | Başkasının parası kul hakkıdır, dokunamayız. |
| dürüstlük | honesty | Dürüstlük her zaman kolay değil. |
| sonuçlarına katlanmak | bear the consequences | Kararımın sonuçlarına katlanmaya hazırım. |
| ilke | a principle | Bu benim için bir ilke meselesi. |
| gri alan | a grey area | Hukuken bir gri alan ama ahlaken değil. |
| hâkim | a judge | Hâkim çok zor bir kararla karşı karşıyaydı. |
| adil | fair, just | Sence bu karar adil mi? |
Then talk it through
Deciding with a friend what to do about a wallet full of money you found. In the app you have this conversation out loud or typed, with the unit's goals to tick off and corrections at the end.